Nesnelerin İnterneti : IOT

IOT ile tanıdığımız “internetof things” yani “nesnelerin interneti”, M2M ile tanıdığımız “machine to machine”  yani “makineler arası iletişim” kısaltmaları artan bir hızla ilgi çekmeye devam ediyor. İlk çıktığında yabancı olduğumuz kapalı kaynak kodlu ve görece pahalı bir teknoloji olan IOT, gerek kurumsal gerekse bireysel girişimlerle kendisini açık kaynak koduna ve görece ucuz bir alana doğru yönlendirmiş durumda. Bu da elektroniği / mühendisliği sadece iş değil aynı zamanda kendisine hobi edinmiş ve bu alanda ortaya yenilik koymaya çalışan kişiler için oldukça heyecan verici bir gelişme. Peki nedir bu heyecan kaynağı? Gelin bu konuyu biraz daha açalım.

Tasarladığımız veya ürettiğimiz bir devrenin dış dünya ile olan iletişimi birçok proje için bir zorunluluktur.  En basitinden satın aldığımız teknolojik ürünlerin çoğunda bir ekran vardır. Burada cihazın çalışma durumu ile ilgili çeşitli bilgiler kullanıcıya aktarılır. Daha da basite inersek görsel geribildirim olarak ledlerin kullanıldığını görürüz. Bir cihazı açtığımızda ilgili cihaz genelde kırmızı renk bir led ile çalışmaya başladığını / devam ettiğini bize gösterir. Çamaşır makinemiz yıkama işleminin hangi aşamada olduğunu yine bu şekilde bildirir. Arabamızı çalıştırdığımızda gösterge panelimiz aydınlanır ve ilgili parametreler (yağ / hararet / hız vb.) görünür hale gelir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

İyi de bunlar zaten yıllardır kullanılan bldiğimiz teknolojiler. Ne alakası var IOT ile M2M ile? Şöyle ki; ekranlar / ledler / sesli ikazlar (buzzer, hoparlör vb.) kullanıcı – makine etkileşimidir. M2M de ise, makinelerin kendi arasında etkileşmesine izin verilmektedir. Bizimle alakası ise şudur: diyelim ki evimizde akvaryumumuz var ve bizde seyahate çıkmak zorundayız. Evde çocuğumuz var ama aile bireyleri gündüz çalışmak zorunda bu yüzden bakıcı tutulmuş. Bu ve bunun gibi durumlarda, uzaktayken bile -bir şekilde- evimize, arabamıza, iş yerimize erişmek isteriz. İşte IOT tam bu noktada yardımımıza koşmakta ve bize uzaktan kontrol ve denetleme imkanı sağlamaktadır.

Bir şirket olarak ürün geliştirdiğimizi düşünelim. Ve bu ürüne X yıl garanti verelim. Ülkemizin 81 ilinde garantiyi sürdürebilmek için servisler açabilir ya da var olan servislere yetki verebiliriz. Fakat, eğer ürettiğimiz cihaz bir IOT cihazı ise ya da cihaz belirli protokolleri kullanabilme yetisine sahipse bazı sorunları uzaktan çözmek mümkün olacaktır. Daha da güzeli, hata ayıklama devam eden bir süreç olduğundan cihazlarımızda öngörülemeyen bir hata olduğunda ve bu hata yazılımla giderilebiliyorsa tüm IOT cihazlarımızın yazılımını güncelleyebilmek mümkündür. Bir hata olmasa bile, yeni ve daha stabil bir yazılım ile cihazımızın yeteneklerini artırabilir , var olanları daha kararlı hale getirebiliriz.

IOT ile uzak noktalardan veri toplayabilir, sensör ağları oluşturabiliriz. Buna en güzel örnek akıllı telefonlarımızda bulunan sıcaklık uygulamalarıdır. “openweather” gibi girişimler sayesinde sadece apileri kullanarak ya da gerekli uygulamaları indirerek bulunduğumuz şehrin hatta ilçenin anlık sıcaklık verisini okuyabiliriz. Bakın “anlık sıcaklık verisi” diyorum; “tahmin” değil. Bunu imkanlı kılan ise, dünya üzerinde konumlandırılan M2M,IOT ile kısalttığımız teknoloji/protokolleri kullanarak tasarlanan hava durumu istasyonlarıdır. Bizler şehrimizde bulunan istasyonlar ile bu bilgilere ulaşabilmekteyiz.

Son zamanlarda yine gündemde olan “Endüstri 4.0” da tam bu noktaya parmak basmaktadır. Bir ürünü daha ham maddeyken kayıt altına alıp işlenme sürecine hatta ürün oluşumuna dek takip edebilmek deyim yerindeyse “seceresine ulaşmak” mümkündür ve bunu bir “sanayi devrimi” olarak görmekteyiz. Bu devrimi gerçekleştirebilecek olan teknolojinin kalbi ise yine “nesnelerin interneti”dir.

“Big data” olarak adlandırılan büyük veride yine nesnelerin interneti ile çok yakın ilişki içerisindedir. Veriyi “büyük” yapanlar ise IOT cihazlarıdır. Küçük sensör ağlarının, tekil ölçüm istasyonların 10^ (10 üzeri) oranlarda birleşmesiyle veri büyümektedir ve kendine güzel bir uygulama alanı bulmuştur.

Görüldüğü üzere, biz farkında olsakta olmasakta nesnelerin internete bağlanmasıyla internet farklı bir boyuta taşınmış ve teknolojinin akıllılık katsayını artırmıştır. Nesnelerin internetine giriş niteliği taşıyan ve bazı güncel teknolojilere -felsefi- açıdan yaklaşan bu yazımızı burada sonlandırmaktayız.  Nesnelerin interneti ile alakalı olan ‘Photon’ geliştirme kartına bakış yazımızda paralel konular bulabilirsiniz. Bu yazının devamını, nesnelerin interneti içeren protokol, cihaz, projeler gibi alanlarda genişletmeyi düşünmekteyiz.

Gelecek yazımızda görüşmek dileğiyle.

 

Görsel yourdailytech.com sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir